Sütlerini sağdığımız inekler, etlerini yediğimiz danalar… Onların ne yediklerini biliyor muyuz?

🔸Büyükbaş sindirimi İşkembe ve Börkenek kısmında gerçekleşir. İnek işkembesinde milyonlarca yardımcı bakteri, protozon ve maya mantarı gibi mikroorganizma yaşar. Aslen İnek kendini değil, bu mikroorganizmaları besler. Mikroorganizmalar ise ineği beslemektedir. Geviş getirme dediğimiz olay da, ineğin işkembesinde meydana gelen kasılmalar sonrasında ezilerek fermente edilen besinlerin yeniden ağıza gönderilmesidir.
🔸Fakat günümüzde ineklerin doğal ortamlarda uzun uzun otlamaya maalesef zamanları yok! O yüzden, fabrikalaşmış ahırlarından hiç çıkmadan ot yerine ucuz maliyetli mısır yemeleri bir çözüm olarak görülüyor. Dünya üzerinde maliyeti düşük olması sebebiyle yüksek oranda büyükbaş hayvan mısır ile besleniyor. Basit bir araştırmayla Türkiye’de de bu yöntemin uygulandığını görebilirsiniz. Hatta Konya’da hayvanlar için Mısır gevreği üretildiği haberini kolayca bulabilirsiniz. Peki bu neye yol açıyor?
🔸Büyükbaş hayvanların sindirim sistemlerinin mısır tüketimine uygun olmadığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Öyle ki, bu araştırmalar yüksek oranda mısır tüketiminin işkembede aside dirençli E.coli bakterisinin çoğalmasına sebep olduğunu ortaya koymuştur. Böylelikle evrim geçiren ve doğada aslında bulunmayan O157-H7 dediğimiz bu tehlikeli E.coli türü hayvanların bağırsaklarında yaşamaya ve yayılmaya başlamıştır. Bu da gübrelerine geçmektedir. Gübrelerin de bulaşma yoluyla hayvanın derisine ve ete bulaşma riski vardır. Bu bakteri türü insana bulaştığında ise, kanlı ishale sebep olmakta ve kısa sürede ölüm vakalarına yol açabilmektedir.
🔸Bu bakterinin son 20 yılda birçok kez et toplatılma, bulaşıcı hastalık yayılma ve ette bakteri tespit edilme gibi vakalarının altında yatan önemli sebeplerden biri olduğunu belirtelim. Bunun yanısıra, neden artık sütleri pastörize etmeden içemediğimizi, neden çiğ sütün insan sağlığına bu denli zararlı olduğunu bu doğrultuda tekrar değerlendirmek gerekiyor. #NeYediğiniziBilin