Dün yaptığımız paylaşım ile 1953 yılında Türkiye pazarına giren Margarinlerden bahsetmiş, Zeytinyağı ve Tereyağının çeşitli yollarla kötülenerek, margarinlerin kültürümüze aldatıcı reklamlarla, türkülerle empoze edilmeye çalışılmasını anlatmıştık. Paylaşıma gelen 600’den fazla yorum içerisinde tabii ki 1950’li yıllara damga vuran Marshall yardımları ve yıllardır tartışılan süt tozu meselesi de gündeme geldi. O günlerden şikayet ederken, bugün ise okullarımızda çocuklarımızı kontrolsüz kantin ürünleriyle karşı karşıya bırakıyoruz. Hatta bazı okullarda çikolatalar, çikolatalı fındık kremaları beslenme saatlerinin vazgeçilmezi olmuş durumda. Tüm bunların üzerine, bu akşam bundan 40 yıl önceye dair bir video TRT tarafından sosyal medyada yayınlandı. 1977 yılına ait bu videoda bir devlet okulunda öğretmen haftalık beslenme listesini okuyor.

Listede, haşlanmış yumurta, haşlanmış patates, maydanoz, havuç var. Bir dilim ekmek, zeytin, peynir var. Meyve var. Kısacası; temel gıdalar var. Videonun devamında çocuklar konuşuyor. Her biri tane tane ve gayet yalın bir dil kullanıyorlar. Okulda yedikleri bu gıdalar sonrasında doyduklarını, eve gittiklerinde annelerinin yemeklerini yemekte zorlandıklarını söylüyorlar. Onları doyuran bir dilim ekmek, zeytin, patates. Bugün ise maalesef doymayı bilmediğimiz, daha da çok tüketmeye yöneldiğimiz bir süreci yaşıyoruz. Bugün gittiğimiz okulda “Sarelle dışında hiçbir şey yiyemiyorum” diyen çocuğumuza şunu söyledim; “Senin suçun değil bu.” Onlar suçlu değil çünkü;
👉Çikolatalı ekmekleri,
👉Gofretleri, bisküvileri, pastaları,
👉Reçelleri, kremaları,
👉Meyveli sütleri, meyve nektarlarını,
👉Hatta sürpriz yumurtaları normalleştiren bizleriz.

Evde kahvaltı yapan kaç çocuk var? Okullarda havuç yiyen var mı? Maydanoz hangi beslenme listesinde yer alıyor? Haşlanmış patates tüketen çocuk kaldı mı? Geçtiğimiz aylarda yayınlamıştık; haftalık kahvaltı listesine yumurta konmayan özel okul var. 2018 yılında geldiğimiz noktanın farkında; 1977 yılına ait bu videoyla bir kez daha vardık. Bir an önce bilinçlenmeli ve kendimize gelmeliyiz.