Dün Resmi Gazete'de yayınlanan Yeni Gıda Yönetmeliği'ne stratejik bakış: Gıdada geleceğimizi küresel kartellerin eline mi bırakıyoruz?

Dün Resmi Gazete'de yayınlanan Yeni Gıda Yönetmeliği'ne stratejik bakış: Gıdada geleceğimizi küresel...
Tabağımıza koyduğumuz yemeklerin ve market reyonlarında gördüğümüz gıda görünümlü işlenmiş ürünlerin yavaş yavaş bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünmeye başladığı günlerden geçiyoruz. Artık her şeyin aroması yapılabilirken, genetik teknolojisiyle firmalar artık neredeyse her şeyin "tadını" veya "kokusu" ürünlere verebiliyor. Dünya çapında milyarlarca dolar harcanan gıda teknolojisi girişimleri, laboratuvarda üretilmiş yapay etler veya içeriğinde nanoteknoloji barındıran gıda görünümlü "yeni tüketilebilir şeyleri" piyasaya sürüyor. Bu noktada önceki gün Resmi Gazete'de bu ve benzeri teknolojilerle alakalı "yeni gıdalar" tanımının yapıldığı yeni bir mevzuat yürürlüğe girdi. Dün gece Resmi Gazete'de yayımlanan "Yeni Gıdalar Yönetmeliği" ile devlet, gıda devlerine çok net ve bizden yana bir mesaj verdi: “31 Aralık 2025'ten önce soframızda olmayan, alışılmadık hiçbir şeyi öyle kolayca bize yediremezsiniz!” Yani artık uzun vadede sağlığımıza ne yapacağı meçhul teknolojik gıdalar için şirketler "tamamen güvenilir" olduklarını akredite laboratuvar raporları ve ciddi maliyete sahip araştırmalarla kanıtlamak zorunda kalacak.
Dün Resmi Gazete'de yayınlanan Yeni Gıda Yönetmeliği'ne stratejik bakış: Gıdada geleceğimizi küresel...
Tüketici olarak bizim açımızdan en olumlu gelişmelerden biri kesin ve net yasaklar ile beslenme hakkımızın korunması olarak öne çıkıyor. Bu mevzuat düzenlemesiyle son yıllarda dünyada çokça tartışılan ve midemizi bulandıran böcek kaynaklı gıdalara ve domuz ürünlerine kapılar tamamen, tartışmasız bir şekilde kapatılıyor. Yapılan bu mevzuat düzenlemesiyle; üreticiler yepyeni bir teknolojiyle ürettikleri gıdayı market rafında "bildiğimiz geleneksel gıdanın yerine" koymaya kalkarsa, bu yeni ürün besin değeri açısından eskisinden daha zayıf olamıyor. Hem sağlığımızı hem de cüzdanımızı hedef alan şirketlerin, ambalaj oyunlarıyla bizi besin değeri düşük yapay ürünlerle kandırmasının önüne geçiliyor ve en azından yediğimiz şeyin gerçek bir muadil olup olmadığını devlet bizim yerimize denetlemeyi bu mevzuatla sabit kılıyor.
Tabii madalyonun bir de arka yüzü, trilyonluk bir rant kavgası var. Bu mevzuat düzenlemesi kağıt üzerinde sağlığımızı koruyan dev bir kalkan gibi görünse de, perde arkasında işi zorlaşanlar yerli ve küçük girişimciler, kazananlar ise dev gıda kartelleri olacak. Mevzuata göre "Yeni Gıda" onayı almak, aylar süren bürokratik bekleyişler ve altından kalkılamaz laboratuvar testleri anlamına geliyor. Hal böyle olunca, gıdada yenilik yapmak sadece cebi çok dolu olan çok uluslu yani küresel şirketlerin tekelinde kalacak. O dev firmalar, milyarlar harcayıp onayını aldıkları yeni nesil gıdalar için "5 yıllık veri koruma" hakkıyla pazarı tek başlarına yiyecekler. Meseleyi daha da somutlaştırmak gerekirse, karşımızda paranın ve patentlerin yönettiği, pazarı baştan bölüşen kusursuz bir küresel strateji var. Bugün çöl iklimi ve susuzluk gibi coğrafi dezavantajları nedeniyle tarım ve gıda teknolojilerine milyarlarca dolar yatıran İsrail, dünyada laboratuvar üretimi etler, 3D yazıcıyla basılan gıdalar ve yapay protein patentleri konusunda en büyük merkezlerden biri konumunda. Dünyanın gıda tedarikini elinde tutan küresel gıda kartelleri ise bu patentleri satın alarak tohumu, toprağı ve çiftçiyi aradan çıkaran yepyeni bir dünya düzeni kuruyor. İşte tam bu noktada, dün yürürlüğe giren yönetmelikteki "5 yıllık veri koruma hakkı" maddesi devreye giriyor. Bu madde uyarınca, İsrail veya Silikon Vadisi kaynaklı bu yapay gıda patentlerini arkasına alıp Türkiye pazarına giren ilk küresel şirket, o üründe tam 5 yıl boyunca ülkemizde yasal tekel ilan edilecek. Yerli üreticinin bu süreçte o teknolojiyle rekabet etmesi imkansız hale gelecek.
Dün Resmi Gazete'de yayınlanan Yeni Gıda Yönetmeliği'ne stratejik bakış: Gıdada geleceğimizi küresel...
Peki, bu durum bizi gelecekte nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor? Eğer acilen yerli gıda Ar-Ge’sine ve teknolojik tarıma devlet destekli devasa yatırımlar yapmazsak, gelecekte soframızdaki yemeğin kontrolü tamamen bu kartellerin inisiyatifine geçecek. Tarım arazilerimizin azaldığı, çiftçilik maliyetlerinin fırladığı bir senaryoda, halk mecburen aralarında anlaşıp pazarı parselleyen bu kartellerin ürettiği ucuz, yapay ve patentli "yeni gıdalara" yönelmek zorunda kalacak. Tıpkı ilaç sektöründe olduğu gibi, gıdada da dışa ve patentlere bağımlı bir ülke haline geleceğiz. Kısacası, devletimiz vatandaşın sağlığını korumak için samimi bir adım atmış olsa da, kapitalizmin acımasız çarkları bu yasal mevzuatı yerli rakipleri temizlemek ve Türkiye’nin 85 milyonluk devasa pazarını baştan paylaşmak için bulunmaz bir fırsat olarak kullanacaktır. Gelecekte bağımsız kalmanın yolu, gıdayı sadece tüketmekten değil, onun teknolojisine sahip olmaktan geçiyor.
Yorumlar
Yorumunuzu buraya yazın
Gönder
Gıda bültenine kaydolun
Gıda gündemi ve ürün incelemeleri ile ilgili tüm güncellemeler e-postanıza gelsin.
footer logo icon
Gıda Dedektifi mobil uygulamasını indirin
Yediğiniz ürünlerin içeriğini keşfedin. Katkı maddelerini inceleyin, sağlıklı seçimler yapın ve etiket okuma rehberinizle bilinçli bir tüketici olun!
En Çok Okunanlar
Popüler Ürün İncelemeleri