Greenpeace Türkiye’nin beş büyük zincir marketi kapsayan “İçinde Ne Var?” başlıklı pestisit raporu, ŞOK Marketler tarafından devasa bir algı yönetimi kampanyasına dönüştürüldü. "Pestisit bu ŞOK'a gelip geçmez" sloganıyla yayınlanan reklamlar ve Murat Ülker'in "Neticeyi başkasından duymak güzel" şeklindeki açıklamaları, raporun satır aralarındaki laboratuvar bulgularıyla taban tabana zıt bir tablo çiziyor. Halk sağlığını merkeze alan bağımsız incelemeler, raflardaki gerçeğin hiç de reklamlardaki gibi olmadığını gözler önüne serdi.

Reklam filmlerinde meyve-sebzelerin pestisit testini geçemediği için market kapısından döndüğü mizahi bir dille tüketiciye aktarılırken, akredite laboratuvar verileri tam tersi bir gerçeği kanıtlıyor: Greenpeace tarafından yapılan ve Yıldız Holding tarafından çeşitli basın yayın organlarında gizli reklam anlaşmalarıyla haber gibi yayınlanan algı çalışmaları resmen tüketiciyle dalga geçiyro. Öyle ki, Greenpeace tarafından yapılan araştırma kapsamında Şok marketlerde incelenen domateslerin tamamında pestisit kalıntısına rastlandı. Raporda sıfır pestisit çıkan tek ürün başka bir zincire aitti. Şok marketlerden alınan dört numunede toplam 18 farklı pestisit tespit edildi. Bu sayı, araştırmaya konu olan zincirler arasındaki en yüksek kimyasal çeşitlilik rekoru anlamına geliyor. Diğer yandan bir yandan çocuklar için güvenli gibi gösterilen Şok market domateslerinde, çocuk sağlığını doğrudan tehdit eden ve doğada parçalanmayan PFAS içerikli pestisitler Greenpeace tarafından Şok'tan alınan üç farklı numunede raporlandı! Raporun en kritik uyarılarından biri olan ve kümülatif zehirlenme riski taşıyan "kokteyl etki" kriterinde durum daha da vahim. Yasal sınırların altında kalsa dahi, bir üründe 3'ten fazla pestisit bulunması sağlık için ciddi risk oluşturuyor. Şok’un İstanbul'daki üç farklı şubesinden alınan domateslerin her birinde tam 5'er farklı tarım zehri saptandı.
Peki ŞOK bu araştırmayı nasıl reklam malzemesi yaptı? A101, BİM ve CarrefourSA; doğrudan "yasaklı" veya "ruhsatsız" madde satışı nedeniyle 0 puan alıp sistemik kilide takılırken, ŞOK yalnızca "yasadışı" bir ihlal yapmadığı için 100 üzerinden 30 puan alarak "C" bandında kaldı. Yasal limitleri aşmamak bir lütufmuş gibi sunulurken, tüketicinin sofrasına en yoğun kimyasal kokteylin bu raflardan ulaştığı gerçeği hasıraltı edildi. Bu hakiyle gerçekleri tüketiciye aktarmak Yeni Şafak, Odatv ve Yeni Akit gibi holding patronlarının oyuncağı ve kuklası olmuş kullanışlı yayın organlarına değil, Türkiye'nin tartışmasız en büyük bağımsız ve tarafsız gıda platformu olan Gıda Dedektifi'ne düştü. Türk milletinin algılarıyla oynayan, ticaretleri uğruna gerçekleri çarpıtarak bu algılarla kârına kâr katmaya çalışan algıcılara karşı dimdik durmaya devam edeceğiz.